HORMON TESTLERI
PROF DR METIN OZATA
Hormon hastaliklari için ENDOKRINOLOJI UZMANINA basvurmak gerekir.
hormon hastaliklarini anlamak için kanda ve bazen idrarda hormon ölçümleri yapilir. Buna hormon testleri denir.
Bazen sadece ölçmek teshis için yeterli olmayaip bazi testlerde yapilir.
Hormonlar kandan ölçülebildigi gibi idrardan veya tükrük salgisindan da ölçülebilir. Ancak sadece hormon ölçülmesiyle hormon hastaliklari bazi durumlarda anlasilamaz ve bu nedenle bazi testler yapmak gerekebilir. Bu testlerle biz uyarma veya baskilama testleri adi veriyoruz.
TIROID BEZI HASTALIKLARINDA KULLANILAN TESTLER NELERDIR ?
a)
Kan Testleri :
Siklikla kullanilan testler serbest T3, serbest T4 ve TSH hormonlarinin kan düzeylerinin ölçülmesidir. Tiroid bezinin fonksiyonu hakkinda en iyi bilgiyi TSH ölçümü verir. TSH ölçümünün normalden düsük olmasi tiroid bezinin asiri çalistigini gösterir. TSH düzeyinin normalden yüksek bulunmasi ise tiroid bezinin az çalistigini gösterir. Yine T4 ve T3 hormonlarinin normal sinirin altinda veya üstünde olmasi tiroid bezinin iyi çalismadigini gösterir. Ayrica antikorlar vardir. Bunlar anti-TPO antikoru ve anti-Tiroglobulin antikorlaridir. Bu antikorlarin yüksek olmasi tiroid hastaliginin otoimmün bir hastalik oldugunu gösterir. Otoimmün hastalik vücudun kendi dokusunu (Burada tiroid bezini) yabanci bir doku olarak algilayip ona karsi reaksiyon vermesidir. Bu reaksiyon antikorlar ile olusur. Bu reaksiyonun nedeni bilinmemektedir.
b)
Tiroid Ultrasonu :
Tiroid ultrasonu tiroid bezinin büyüklügünü, nodül varsa onun büyüklügünü anlamamiza yarar. Ayrica ilaç tedavisiyle bezin veya nodülün ne kadar küçüldügünü veya küçülmedigini daha iyi anlamamiza yarar. Nodül kan akiminin Doppler ultrason ile incelenmesi nodüllerin iyi huylu veya kötü huylu olup olmadigi konusunda ek bilgi verir.
c)
Tiroid sintigrafisi :
Damardan teknesyum denilen bir ilaç verilerek tiroid bezinin filminin çekilmesidir. Sintigrafi ile nodülün sicak mi, soguk mu oldugu anlasilir. Sintigrafi sadece nodülü olan ve TSH’si düsük olan hastalara yapilir.
d)
Tiroid Ince Igne Aspirasyon Biyopsisi :
Tiroid bezinde saptanan nodüllerde kanser olup olmadigini anlamak için yapilir. Nodülü olan tüm hastalara yapilir. Biyopsi sonucuna göre ilaç tedavisi veya ameliyat karari verileceginden mutlaka yapilmasi gereken bir tetkiktir. Oldukça basit, yapilmasi kolay ve agri olusturmayan bir tetkikdir. Normal enjektörlerle yapilir. Damardan kan alinir gibi tiroid bezindeki nodülden parça alinir. Alinan hücreler patoloji bölümünde incelenerek kanser ve iltihap olup olmadigi arastirilir. Biyopsi koldaki damardan kan alinmasi gibi kolay bir islemdir. Korkulmamasi gerekir. Ameliyat degildir. Bazen biyopsi ile yeteri kadar parça veya hücre gelmeyebilir. O zaman biyopsiyi tekrarlamak gerekir.
TIROID HASTALIKLARITANISINDA TSH, T3 ve T4 ÖLÇÜMÜ
Siklikla kullanilan kan testleri
serbest T3,
serbest T4,
TSH,
anti-TPO antikoru,
anti-tiroglobulin antikoru,
TSH-reseptör antikoru,
tiroglobulin ve
kalsitonin hormonlarinin kan düzeylerinin ölçülmesidir.
T4 ve T3 hormonlarinin normal sinirin altinda veya üstünde olmasi tiroid bezinin iyi çalismadigini gösterir. T4 ve T3 hormonlari düsük ise beziniz az çalisiyor, buna karsilik T4 ve T3 hormonlari yüksek ise beziniz çok çalisiyor demektir. T3 ve T4 ölçümü yaptirirken serbest T3 ve serbest T4 hormonlarini ölçtürmek en iyisidir. Total T4 ve Total T3 artik pek kullanilmamaktadir. Gebelerde, dogum kontrol hapi kullananlarda ve östrojen ilaci alanlarda mutlaka serbest T3 ve serbest T4 hormon ölçümleri yapilmalidir.
Tiroid bezinin az veya çok çalistigini gösteren diger bir tetkik
TSH hormon ölçümüdür. TSH ölçümünün normalden düsük olmasi tiroid bezinin asiri çalistigini gösterir. Kan TSH düzeyinin normalden yüksek bulunmasi ise tiroid bezinin az çalistigini gösterir.
Tiroid bezi hastaliklarini teshiste ayrica tiroid antikorlari denen
anti-TPO (diger adi anti-mikrozomal antikor) ve
anti-tiroglobulin antikorlari da ölçülür. Bu antikorlarin yüksek olmasi tiroid hastaliginin otoimmün hastalik denilen bagisiklik sistemi bozukluguna bagli olarak ortaya çiktigini gösterir. Otoimmün hastalik vücudun kendi dokusunu (burada tiroid bezini) yabanci bir doku olarak algilayip onu yok etmeye çalismasidir. Bu nedenle bagisiklik sistemimiz tiroid bezini yok etmek amaciyla anti-TPO ve anti-tiroglobulin antikorlari üretir. Bu antikorlar tiroid bezine yapisarak hücreleri tahrip eder. Vücudun neden böyle davrandigi henüz bilinmemektedir.
Anti-TPO ve anti-Tiroglobulin antikorlari en çok
Hashimoto hastaligi denen bir hastalikta yükselir. Hashimoto hastaligi tiroid bezi yetmezligi yapan bir hastaliktir. Toplumda bu antikorlar %10 kiside tiroid hastaligi olmadan yüksek olarak bulunabilir.
TSH-reseptör antikoru, Graves hastaligi denen ve gözlerde büyüme yapan tiroid bezinin asiri çalismasi hastaliginda kanda yükselebilmektedir.
Tiroglobulin ölçümü ise ameliyat olmus ve tiroid bezi tamamen alinmis tiroid kanserli hastalarin izlenmesinde kullanilir. Diger hastaliklarin teshisinde pek kullanilmaz. Tiroglobulin düzeyinin gittikçe artmasi tiroid kanserinin nüks ettigini gösterir.
Kalsitonin ölçümü ise medüller tip tiroid kanserinin teshisi ve izlenmesinde faydalidir. Kalsitonin düzeyi yüksek olan nodüler guatrli hastalarda medüller kanser süphesi artar ve baska testler yapilir. Ameliyat olan medüller kanserli hastalarda kalsitonin düzeyinin yüksek olmasi kanserin vücutta bulundugunu ve devam ettigini gösterir.
FSH VE LH NEDIR?
FSH ve LH hormonlari erkek ve kadinda üreme organlarina etki ederler ve bu sayede cinsel hormonlarin yapimini, cinsel farklilasmayi ve kadinda yumurta, erkekte ise sperm gelisimini saglar.
FSH erkekte testiste bulunan sertoli hücrelerine ve spermin yapildigi seminifer tüplere etki eder. FSH’nin etkisiyle sertoli hücresinden inhibin adinda bir hormon salgilanir ve FSH hormonunun hipofizden fazla salgilanmasini önler. FSH testiste bulunan seminifer tüplerinde sperm gelisimini saglar. LH hormonu ise testiste bulunan leydig hücrelere etki eder ve bu hücrelerden testosteron adi verilen erkeklik hormonunu salgilatir. Sperm hücrelerinin gelisiminde hem FSH hem LH hormonu etkilidir.
Kadinlarda ise FSH hormonu yumurtalikta bulunan granuloza hücrelerine etki ederek östrojen hormonunu salgilatir. LH hormonu ise yumurtalikta bulunan teka hücrelerine etki ederek androjen denen bazi hormonlar üretir ve bunlar sonra yine östrojene dönüsür. LH hormonunun ana etkisi yumurtlamanin saglanmasidir. Olusan yumurtlama sonrasi olusan korpus luteumdan ise progesteron hormonu salgilanmasi LH hormonu ile saglanir.
FSH ve LH hormonu pulsasyon halinde salgilanarak etki ederler. Yani salinim hep ayni düzende degildir.
FSH ve LH hormonlarinin salinimi hipotalamustan salgilanan GnRH hormonu sayesinde olur. Vücutta seks hormonlari dedigimiz testosteron ve östrojen azalinca GnRH salinimi olur ve hipofizden FSH ve LH salgilanir. Ergenlik (tip dilinde puberte) baslayinca bu hormonlarin salinimi artar ve ergenlik olusur. Yani erkekte sakal, biyik çikmasi, penis ve testislerde büyüme, ses kalinlasmasi, koltuk alti killanma ve penis etrafinin killanmasi olusur. Kizlarda ise adet baslamasi ve memelerin büyümesi olusur. Kizlarda ergenlik 9-13 yaslari arasinda, erkeklerde 12-14 yaslari arasinda olur.
FSH ve LH salini adet boyunca degisiklik gösterir. Yumurtlama öncesi artan östrojen hormonu sayesinde FSH en yüksek seviyesine çikar. Kadinlarda menopoz döneminde FSH ve LH hormonu yükselir.
Erkeklerde ise FSH ve LH hormonu yasla birlikte hafif artar ve testosteron hormonu azalir.
HIPOFIZ NEREDE?
Hipofiz bezi, kafatasinin ortasinda, bulundugu yer olarak her iki gözün arasinda, burnumuzun üst kisminin arkasinda bulunan kemigin içerisinde bulunan bir bezdir. Agirligi ortalama 600 mg kadar olup kuru fasulye gibi oval, simetrik, kirmizi-kahverengi renktedir. Kadinlarda erkeklerden biraz daha büyüktür.
Bu bez iki kisimdan olusur ve ön kismina ‘’ön Hipofiz’’ veya tip dilinde adenohipofiz denir. Arka kismina ‘’arka hipofiz’’ veya tip dilinde posterior hipofiz denir. Ön bölüm hipofizin %75-80’nini olusturur.
Ön Hipofizden 6 tane hormon salgilanir. Bu hormonlar sayesinde vücudumuzda bulunan diger salgi bezleri çalisir ve onlarin hormon yapmasini saglar. Yani hipofiz bezi bir orkestra sefi gibi vücuttaki tüm salgi bezlerini kontrol eder.
Ön hipofizden salgilanan hormonlar sunlardir:
1.FSH (Follikül stimüle edici hormon)
2.LH (lüteinize edici hormon)
3.Prolaktin (süt salgilatici hormon)
4.Büyüme Hormonu veya diger adiyla Growth Hormon
5.ACTH (Adrenokortikotropik hormon)
6.TSH (tiroid stimüle edici hormon)
Arka hipofizden salgilanan 2 hormon vardir:
1.ADH (anti-diüretik hormon) veya diger adi vazopressin
2.Oksitosin
ÖSTROJEN VE PROGESTERON NEDIR?
Östrojen:
Yumurtaliktaki granulosa hücrelerinden salgilanir. Östrojen hormonu kizlarda boyun uzamasina, kadin tipinin olusmasina ve memenin büyümesine katkida bulunur. Sesin ince olmasi, dudaklarin büyümesi ve kadin tipi kalça olusmasini östrojen saglar. Kizlarda koltuk alti ve genital organ civarindaki killanma yumurtaliktan salgilanan erkek tipi hormonlar (androjenler) sayesinde olur. Östrojen hormonu kadinlari kalp hastaligindan korur ve kan kolesterolünü azaltir.
Overden en fazla salgilanan östrojen E2 denen östradioldür.
Östrojen rahimin (tip dilindeki adi uterus) büyümesini sagladigi gibi vajenin kaygan olmasina katkida bulunur.
Adetin 2. ve 3. gününde estrodiol seviyesi 80 pg/ml den az ise östrojen yetersizligi vardir. Eger E2 50 pg/ml’den az ise kesin östrojen eksikligi vardir.
Progesteron:
Yumurtaliktaki corpus luteumdan salgilanir. Iki adet (mens) kanamasinin ortasinda (ortalama 14. günden) sonra salgilanmaya baslar yani adet döneminin ikinci dönemi denen luteal fazda salgilanir. Rahim içi zarin (endometrium) kabarmasini ve salgilayici bir hal almasini, döllenmis yumurtanin rahimde kalmasi ve gebeligin devami için gereklidir. Progesteron vücut isisinin artisini da yapar. Progesteron adet döneminin olmasini saglar. Östrojenin etkilerini dengeler.
Progesteron vücutta sivi birikmesi ve siskinliklerin önemli bir nedenidir. Bunun nedeni düz kaslarda gevseme yapmasi ve bagirsaklarda bu nedenle gaz olusmasidir. Siskinlik ve gaz sikayeti olan kadinlar sunlari yapmalidir:
Tuzlu gidalar yememeli
Yagli yiyeceklerden ve lifli gidalardan uzak durmali
Sik ve az yemeli
Kahvalti mutlaka yapilmali
Kafein ve alkol alinmamali
Egzersiz yapilmali
Kilo fazla ise verilmeli
Diüretik almamali
Hormon tetkikleri ve üre bakilmali
YUMURTALIK
Eriskin bir kadinda yumurtaliklar sagda ve solda olmak üzere 2 tanedir ve her biri ortalama 7 gram civarindadir. Yumurtaliklar oval sekilli olup boyutlari 2-5x1,5-3x0.6-1.5 cm civarindadir.
Yumurtaliktan salgilanan baslica hormonlar östrojen, progesteron ve androjen denen hormonlardir ve hepsi de kolesterolden yapilir. Bu hormonlarin yumurtaliktan salgilanabilmesi için hipofizden FSH ve LH hormonlarinin yeterli ve düzenli olarak salgilanmasi gerekir.
Adetlerin Baslamasi (Menstruasyon)
Her saglikli eriskin kiz veya kadin, bazen degismekle beraber 28 günde bir adet görür (bazen 25 günde bir veya 32 günde bir de olur). Her iki adet kanamasi arasindaki döneme memstruasyon dönemi denir. Adet kanamasi da ortalama 4 gündür ve bazen 6 gün bazen 2 gün olabilir. Bu dönemin ilk 14 günlük dönemine folliküler dönem, ikinci 14 günlük döneme luteal dönem veya faz denir.
Her adet döneminin sonunda kanda östrojen ve progesteron hormonu hizla düser ve arkasindan FSH artmaya baslar. FSH etkisiyle bu dönemde (ilk folliküler faz) yumurtalik içinde follikül denen halka seklinde yapilar olusur. Bunlarin içinde yumurta vardir. Arkasindan LH hormonunun etkisiyle östrojen salgilanmaya baslar ve yumurtlamanin olustugu 14. günden önce kanda östrojen hizla yükselir ve yumurtlamadan sonra düser. Yumurtlamadan 16 saat önce kanda LH hizla artar. Follikül yirtilir ve içindeki yumurta disari çikar. Budan sonra progesteron hormonu salgilanmaya baslar. Progesteron hormonunun etkisiyle yani yumurtlama olduktan sonra vücut isisi 0.3-0.5 C artar. Bu artis adet kanamasi oluncaya kadar devam eder. Kanama olunca normale gelir.
Rahim içini saran veya döseyen endometrium isimli zarda bu dönemde önemli degisiklikler olusur. Bu zar spiral arterler (temiz kan damari) le beslenir. Eger yumurtalik salgilandiktan sonra gebelik olmaz ise bu damarlarin kasilmasiyla endometrium zari dökülür ve kanama olusur ve adet meydana gelir.
ADRENAL BEZ VE HORMONLARI
Böbreküstü bezleri veya diger adiyla adrenal bezler her iki böbregin üst kismina yerlesmis yaklasik 3-4 gram agirliginda olan bezlerdir. Adrenal bezlerin ‘’korteks’’ denen dis kismi ve ‘’medulla’’ denen iç kismi vardir. Medulla denen iç kisimdan adrenalin ve noradrenalin hormonlari üretilir. Korteks denen dis kisimdan ise kortizol, aldosteron, DHEA ve testosteron gibi hormonlar üretilir.
Böbreküstü bezi bu hormonlari yapmak için kanda bulunan kolesterolü kullanir. Kolesterolün adrenal bez tarafindan alinmasi ve hormonlarin yapimini hipofi
z bezinden salgilanan ACTH hormonu uyarir.
Kortizol
Kortizol salinimi gün içinde degisiklik gösterir. Sabah fazla, ögleden sonra az salgilanir.
Kortizol kandaki glukozu (sekeri) artirir. Protein, karbonhidrat, yaglar ve nukleik asit üzerine etkilidir. Protein yikimini artirir. Ayrica iltihabi azaltici etkileri vardir. Stres durumunda kan kortizolü artar. Bu stres travma, ameliyat, egzersiz, anksiyete, depresyon, kan sekeri düsmesi ve ateslenme olabilir.
Kortizol hormonu vücut su dengesine de katkida bulunur. Böbreklerden su atilmasini saglar. Kortizol davranis üzerine de etkilidir. Azligi veya fazlaliginda psikolojik bozukluklar meydana gelir.
Aldosteron:
Aldosteron hormonu böbrekten sodyum tutulmasini ve potasyum atilmasini saglar. Aldosteron salinimi renin-anjiotensin hormonlari, kandaki potasyum düzeyi ve ACTH hormonu tarafindan kontrol edilir. Vücutta sivi miktari renin-anjiotensin ve aldosteron hormonlari ile ayarlanir.
DHEAS
DHEAS adrenal bezden salgilanir ve yas ilerledikçe salgilanmasi azalir.Erkeklerde adrenal bezden salgilanan testosteron ve DHEAS gibi hormonlarin erkek tipine etkileri pek azdir. Buna karsilik kadinlarda fazla salinirsa erkek tipi görüntüye neden olurlar. DHEA ve androstenedion hormonlari adrenal bezden salgilanir ve cinsel killari kadinlarda artirir ve kadinlarda seks istegini (libido) saglarlar.
Stres Hormonlari: Adrenalin ve Noradrenalin:
Adrenalin ve noradrenalin hormonlari adrenal bezin ‘’ medulla ‘’ kismindan salgilanir. Adrenalin hormonun diger adi ‘’epinefrin’’ dir. Adrenalin, noradrenalin ve dopamin hormonlarinda ‘’katekolaminler’’ ismi de verilir. Bu hormonlar adrenal bezin medulla kisminda tirozin isimli aminoasitten olusur. Bu aminoasitten önce DOPA, sonra dopamin ve noradrenalin olusur. Noradrenalin ise son asamada adrenalin hormonuna dönüsür.
Adrenal bezlerden noradrenalin %20 oraninda, adrenalin ise %80 oraninda salgilanir.
Adrenalin ve noradrenalin hormonlarinin etkileri sunlardir:
1.Kalp atim sayisini ve tansiyonu artirir, damarlari kasar
2.Göz bebeklerini genisletir,
3.Kan sekerini artirir
4.Ciltteki kanin iç organlara gitmesini saglar.
5.Kan yag asitleri artar
6.Vücut isisini artirir
7.Oksijen tüketimini artirir
Adrenalin stres durumlarinda kanda hizla artar, o nedenle stres hormonu olarak da bilinir. Adrenalin kanda arttiginda arttiginda çarpinti, nabiz sayisinda artma, kan sekerinde yükselme ve ciltteki solukluk ve elde terleme olusur.
Adrenalin ilaç olarak kalp durmasi, astim ve bazi alerjik hastaliklarin tedavisinde kullanilir.
SEKER YÜKLEME TESTI (OGTT) NEDIR?
OGTT (oral glukoz tolerans testi), yani Seker Yükleme Testi için test öncesi 3 gün yeteri kadar karbonhidrat almak (en az 150 gram/gün karbonhidrat) ve bu testi etkileyecek ilaç almamak ve test sirasi sigara içmemek gerekir.
OGTT, açlik kan sekeri 100 ile 126 mg/dl arasinda olan kisilere yapilir. Açlik kan sekeri 126 ve üzerinde ise yapmaya gerek yoktur, çünkü açlik kan sekerinin 126 ve üzerinde olmasi seker hastaligi var anlamina gelmektedir.
OGTT 75 gram glukoz ile yapilir ve 2 saat süresince kan sekerine bakilir. Çocuklarda ise agirligin her Kg’na 1.75 gram glukoz olacak sekilde hesap yapilarak glukoz verilir.
OGTT sirasinda kan sekeri ile birlikte insülin hormonuna da bakilabilir. Buna insülin-glukoz tolerans testi denir. OGTT sirasinda insülin hormonunda asiri yükselmeler olmasi o kiside insülin direnci oldugunu gösterir ve kan sekeri yükselmese bile diyabet için risk altinda oldugunu gösterir.
Açlik kan sekerini insülin degerine bölünce insülin direnci anlasilabilir. Bunun ayri formülü vardir.
Bazen hastalarimizdan OGTT yani seker yükleme testinin sagliga zararli oldugunu duyuyoruz. Bu çok yanlis
Gizli seker veya Pre-Diyabet Nedir?
Açlik kan sekeri 100 ile 126 mg/dl arasinda olan kisiler ile OGTT’de yani seker yükleme testinde 2. saat kan sekeri 140 ile 199 mg/dl arasinda olan kisilerde gizli seker veya pre-diyabet vardir. OGTT sirasinda 2. saatten önceki (30, 60, ve 90. dakikalardaki) kan sekerleri yüksek ise (200 mg/dl ve üzeri) yine gizli seker var demektir.
Gizli seker veya tip dilindeki adiyla ‘’glukoz tolerans bozuklugu’’ toplumda seker hastaliginin iki kati oranda yani %20-25 oraninda görülür. Bunun anlami her 4 kisiden birisinde gizli seker hastaligi oldugu anlamina gelmektedir. Her yil bu hastalarin % 4-9’unda asikar seker hastaligi gelismektedir. Gizli seker hastaligi olan hastalarin çogunda açlik kan sekeri normal olabilir. Açlik kan sekeri bozuk veya hafif yüksek olanlarin (bozulmus açlik sekeri) çogunda gizli seker olmayabilirse de bu durum seker hastaligi için bir risk olusturmaktadir.
Açlik kan seker bozuklugu erkeklerde kadinlara göre 1.5-3 kat daha fazla görülmektedir. 50-70 yas arasinda bozuk açlik kan sekeri olan kisi sayisi artar ve daha önceki yaslara göre 7-8 kat daha fazla görülür. Açlik kan sekerinin bozuk olmasi yani yüksek olmasi pankreasdaki beta hücrelerinin iyi çalismadiginin bir göstergesidir.
Gizli seker yani glukoz tolerans bozuklugu ise kadinlarda daha fazla görülmektedir ve genellikle insülin direnci oldugunu gösterir.
Gizli seker hastaligi koroner kalp hastaligi yapabildiginden dikkat etmek gerekir. Gizli sekeri olan hastalarin % 7.6’sinda hafif derecede retinopati yani göz hasari vardir. Bu kisilerde tansiyon varsa göz hasari orani artar. Yasam tarzi degisikligi yapmak gerekir. Bunun anlami saglikli beslenmek, egzersiz yapmak, sigaranin kesilmesi ve kilo verilmesidir. Bu sayede gizli sekeri olanlarin % 50’sinde seker hastaligi gelismesi önlenebilir.
Seker Hastaligi taramasi kimlere yapilmali?
Tarama, yani seker hastaligi için tetkik yaptirma, seker hastaliginin erkenden yakalanmasi için çok önemlidir. Tarama yapilmayan kisilerde diyabet 10 yil sonra teshis edilebilir ki, bu sürede hastalik organlarimizda birçok hasar yapar.
Tarama yapilmasi gereken kisiler sunlardir:
1-Yasi 45’den fazla olan herkeste seker taramasi yapilmalidir.
2-Yasi 45’den küçük olan ancak kilolu, tansiyonu yüksek olan (büyük 14 küçük 9 dan fazla ise), gebelikte sekeri çikan, kilolu çocuk doguran (4 Kg ve fazla bebek doguran), HDL kolesterolü < 35 mg/dl, Trigliserid seviyesi>250 mg/dl olan, ailesinde seker hastaligi olan, hareketsiz bir yasam sekli olanlarda, polikistik over hastaligi olan kadinlarda, önceki testlerde kan sekeri 100 mg/dl den yüksek olanlarda ve damar hastaligi olan kisilerde seker taramasi yapilmalidir.
3-Açlik kan sekeri 100 ile 126 mg/dl arasinda veya seker yüklemesinde 2. Saat kan sekeri 140 ile 199 mg/dl arasinda çikan hastalarda yilda bir kez taramayi tekrarlamakta fayda vardir.
4-Taramasi normal çikan ve 45 yas üzerindeki kisilerde 3 yil sonra tekrar tarama yapilmalidir.

